Uzunca bir ara verdik yazılara, ama ne yapalım, annenin final sınavları ödevleri, e sonra tatil koşturmacası derken hoooop aylar geçivermiş. Hemen tatilimizden anlatmaya başlayalım; uzuuunca bir uçak yolculuğundan sonra evimize geldik, daha jetlag'i atlatamadan 2. gün evin dışında başladık inşaata. Bahçemizin yapılması tam 1 hafta sürdü, sabah erkenden başladılar kazmaya, taşları dizmeye. Sonuçta çok güzel bir terasımız, renkli renkli taşladan teras yolumuz, en sonunda toprağı düzenlenmiş bir bahçemiz oldu, hatta çim bile ekildi. Aaa tabii bu arada garajın yer seramikleri yapıldı, en sonunda garaj da düzenlenmiş oldu. Hala evi boyayamadık, o da gelecek sefere:)
Kerem Kaya'ya harika abilik yaptı, Kaya'ya yürümeyi öğretti, merdivenlerden tırmanmayı gösterdi, korkuluklardan bacaklar sarkıtılıp nasıl laylaylom yapılır anlattı. İki kuzen acıktıklarında mutfaktan çık(a)mayan anneannenin bacaklarına yapıştılar, bağıra ağlaya anneannenin elini ayağına doladılar :) Enişte bol bol bisiklete bindi, oğlanları da gezdirdi. Teyze ayağını burktu şişirdi, oy oy deyip ayakların havaya dikti, oturduğu yerden ev işi denetledi, ama anneanne ve anne ile bol bol yemek yapti, dede dışarıda inşaata yardım eder gibi yaptı, baba ise dışarıda inşaat işlerine devam etti. ne yazık ki 10 gun çabuk geçti, dede erkenden dödü, akabinde Kerem de anne babasını aldı gitti :( Anneanne biraz daha bizimle kaldı, birlikte harika bir Zürih gezisi yaptık, Friedrichshafen'da dolaştık. Aaa tabii dünya kupası maçlarını kaçırmadık, Kaya vuvuzellasından ayrılmadı, maçlarda çalınmasa da o bizim için bol bol çaldı!
Tatilimizin son üç gününü ise Güneş teyzemizle geçirdik. Birlikte Mainau'ya gittik, güneşte bronz olduk, keçileri besledik, Meersburg şehrini gezdik, çok güzel börekler yedik (eline sağlık Güneş :), hatta havalimanına da birlikte gittik, Güneş teyze bizi yolcu etti!
Almanya tatilimiz hemen geçiverdi, döndük yine Amerika'ya. Önce babamızın doğumgünün kutladık, anne babanın pastasını yerlere yapıştırdı ama çok eğlendik :) Alan geldi bol bol Kaya ile oynadı, evde çocuklar koşturdu dolaplara odalara girip çıktılar, yuvarlandılar, saklandılar, bağırdılar, herkesin yemeklerinnin tadına baktılar.
Uzunca bir süre önce planlamış olduğumuz Smoky mountains gezisi için yola çıktık dönüşümüzün ikinci haftasında. yaklaşık 10 saatlik bir araba yolculuğu sonrasında hedefimize vardık. Vardık ama, biz dağ başına gidiyoruz derken, Amerikanın tatil yeri anlayışıyla karşı karşıya geldik. Outdoor özlemi ile gittiğimiz Tennesessee'de aynen geldimiz şehrin aynısını, haydi diyelim, biraz makyajlanmışını bulduk. Yerel restoranlar yerine, chain restoranlar, dağa bakan oteller yerine 6 şerit çevre yoluna bakan oteller bulduk, harika bir doğal parka sahip olmasına rağmen tüm reklamın yapma Titanikten yapılma restoran ve Broadway'den kopyalanmış şovlara ve Dollywood'a yapıldığını görmek oldukça üzücü idi. Neyse ki bu durum parkın güzelliğini gölgelemiyor. Parkı boydan boya yürümek de mümkün tabii ama (herhalde iki gün sürer) biz arabayla geçtik:) Bu arada Cherokee Kızılderililerin köyünü ziyaret ettik, aslında çiftçi bir kabile olduklarını öğrendik! Cherokee reservation sınırındaki model köyde kabilenin klanlardan oluştuğunu ve klan yöneticilerinin seçiminde başrolü aslında kadınların oynadığını da burada öğrendik. Dönüö yolunda Chatanooga'ya uğradık, Ruby Falls/yer altı mağarasındaki şelaleyi gördük, gerçekten çok etkileyiciydi.
Tabii artık en önemli gelişme: konuşmaaaaa!!!
Agıcık bugucuklar artık yerini anne, baba, dede, danke aldı. Köpeği görünce hav hav diyebiliyoruz, kulağımızı gösteriyoruz, burnun nerde diye sorulunca annenin burnunu tutuyoruz (Kaya daha kendi burnunun farkında değil korkarım), öpücük ver denince verebiliyoruz. En güzeli ise yeni kelimeler öğrenme hevesi. Yumurta öğrenildi, her sabah Kaya mutfağa dalıyor ve kahvaltı talebini yerine getiriyor: "Murta!". Muz "Dız", Süt "Tıs". Bunun dışındaki diğer anne - kaya konuşmaları ise şöyle:
A: Oğlum, köfte?
K: Gilda!
A: aaa canım benim çok tatlı, keh keh, peki patates?
K: Gilda!
A: Hmm bravo, köpek?
K: Haf Haf!
A: Araba?
K: Babba!
A: Anne?
A: Anna!
A: Anneanne?
A: Adıldedıl...
A: Kedi?
K: Gilda!
A: Peki...
Marifetler arttıkça ileteceğiz:) Yazımıza Kaya'nın Vuvuzella konseri ile son veriyoruz!
PS1: Babamızın 41. yasgunu idi
PS2: Anne Agustos sonu yine okul yollarına düşecek
PS3: Bir de Alabama ehliyetim oldu.
PS4: Gilda!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder